Blog

Gribe Alternatif


Özellikle son yıllarda her havalar soğuduğunda büyük şehirlerde toplu grip salgınları ve hastanelerde deva arayan hastalarla dolup taşan hastaneler, alışıldık bir manzara oluşturmaya başladı;


Kış gelir, grip olunur, anti biyotikler alınır, bir hafta sürünülür, grip geçer!


Aynı son birkaç yıldır, anti biyotik yerine tamamen doğal içeriklerden oluşan bir içecek hazırlayarak gripten 2-3 gün içerisinde kurtulduğumuzu söyleyebiliriz. Bu içeceği her evde bulunabilecek baharatlardan hazırlayabilirsiniz;

Sıcak su dolu bir kupaya;

  • Bir tatlı kaşığı Bal
  • Bir çay kaşığı Nane
  • Bir çay kaşığı toz Zencefil (beni rahatsız etmez derseniz, çok ince dilimlenmiş hakiki zencefil)
  • 1/4 Limon Suyu
  • 1/2 Portakal Suyu
  • Çok ince dilimlenmiş bir diş Sarımsak

Hazır satılan Portakal veya Limon sularından kullanmayın. Meyvenin kendisini sıkıp değerlendirin.

Bu karışımı hazırladıktan sonra birkaç dakika bekletip soğutmadan tüketin. Günde 3-4 defa sıcak bir şekilde kullanıldığında çok şiddetli gribal enfeksiyonlar dışında en kısa zamanda bünyenizi güçlendirecek ve sizi ayağa kaldıracaktır.

Tabii ki sizi tamamen eski halinize 2-3 günde getirmeyecektir ama normal bir grip halinden kurtaracak ve sizi işlevsel bir hale getirecektir. Bununla beraberi doktorunuzun da tavsiyelerini göz ardı etmeyin.

Şimdiden sizlere geçmiş olsun.

Illusions and Smoke

Speakpunk sevenler için bulduğumuz harika bir muzik.
Derek Fiechter yapımı; “Illusions and Smoke”

Fantasi mi Fantastik mi?

Her şey zamanın akışıyla birlikte değişir. Bu kimsenin karşı koyamayacağı bir gerçektir. Değişim, gelişim, evrim… Nasıl anarsak analım fark etmez, en büyük gerçek değişimin kendisidir. İnsanoğlu değiştikçe ortaya koyduğu eserler de buna ayak uydurur. En büyük ilgi alanlarımızdan biri olan edebiyat da gün be gün kendini yeniler ve “her yeni örnek türü değiştirir. (1)” Bu durum fantastik edebiyat için de geçerlidir.

Fantastik edebiyatın, günlük hayatta şahit olamayacağımız doğa ötesi olayları mümkün kılması sebebiyle, edebiyat dünyasındaki en çarpıcı yazın şekli olduğunu söyleyebilirim. Garip karakterleri, gerçek olamayacak evrenleri ve insanoğlunun güce olan ihtiyacını yansıtması bakımından fantastik eserler diğer edebi türlerden ayrılır. Bu sebeple bizi huzursuz eden gerçeklerden kaçıp sığınabileceğimiz bir kale olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu eserler makaleleri, araştırma eserlerini, politika ve bunun gibi hayatın gerçekleri ile ilgili diğer kitapları okumayı sevmeyenler için bir sığınaktır çünkü zaten o sıkıcı gerçekler bizimle yaşamakta ve aynı nefesi solumaktalar.

 

fantastik-kitap-sovalyeKorkunç da olsa, can da yaksa insanlar rüyalarını hatırlamaktan hoşlanır. Bunun sebebini hiç düşündünüz mü? Bu, insanların fantastik eserleri tercih etmesiyle aynı sebebe dayanır: Gerçeklerden kısa süreliğine de olsa kaçmak ve başka türlü yaşanılamayacak olan olayları tecrübe etmek. İyi bir fantastik eser bizi hikâyenin bir parçası yapar. Bu özellik roman ve öykü türündeki eserler için temel gereksinimlerden biridir ancak fantastik eserlerin olmazsa olmazıdır.

 

Bu yazıda önce fantastiğin anlamını, sonra fantastik edebiyatın klasik ve modern yaklaşımlarını sizlerle paylaşacağım. İlk olarak bu türe neden “fantastik” dendiğine bir bakalım.

Fantezi: …, fantezi genellikle gerçeklikten kasıtlı olarak kurtulma amacıyla kullanılır. Bu terim genellikle peri diyarı gibi var olmayan yerlerde ve gerçek dışı dünyalarda geçen ya da inanılmaz ve gerçek dışı karakterleri barındıran eserler için, …, veyahut bilimkurgu ve ütopyacı kurguda olduğu gibi fiziksel ve bilimsel prensiplerin keşfedilmediği ya da var olan tecrübelere zıt olduğu durumları anlatan eserler için kullanılır.  Bazı durumlarda fantezi sadece yazarın ve okurun zevk alması için kullanılabileceği gibi, yazarın gerçekliğe ciddi eleştiri getirmesi için bir araç olarak da kullanılabilir. …J.R.R Tolkien’ın Yüzüklerin Efendisi isimli üç romanı şu anda fantezi için sağlam bir örnektir (2).

 

Fantastik” kelime itibariyle Latince bir sıfat olan fantasticum ve Yunanca bir fiil olan phantasein’den türemiştir ve “neredeyse görünür”, ”görünürmüş gibi” anlamına gelir. Fantezi hayal gücüdür. Aristoteles (B.C. 384-322) phantastike kelimesini fiziksel temeli olmayan şeyleri hayal edebilme kabiliyeti anlamında kullanmıştır. Bu kelime için 19. Yüzyılın ilk yarısında yeni bir edebi türün adı olarak kullanılmaya başlandığı söylenebilir (3).

 

fantastik-kitaplikFantastik, garipliği ve saçmalığı dolayısıyla gerçek dünya ile arasında ince bir bağı varmış gibi gözüken şeyleri tanımlar. Tam olarak mantığın zıttıdır ve bir şekilde deliliğin yansımasıdır. Açıklanamaz bir olay verilir ve gerçeklik, en azından bizim alışık olduğumuz gerçeklik, sunulan olaylardan tamamen farklıdır. Bu yüzden iletişim kurmak, yemek-içmek ve uyumak gibi günlük hayatta olan temel unsurlar dışında fantastik eserlerde mantık dâhilinde bir içerik beklemek pek doğru olmaz. Ayrıca Fantezi kırılamaz kabul ettiğimiz kuralları hiçe saymamızı sağlar. Peter Penzoldt’a göre fantezi ve doğa ötesi kurgu, gerçekçi bir şekilde bahsedemeyeceğimiz şeyler hakkında konuşmamız için bir bahanedir (4).

 

Teknoloji çağının başlamasıyla bilimkurgu ve fantastik edebiyat okurların dikkatini çekmeye başladı. Jules Verne (Denizler Altında Yirmi bin Fersah), ve H.G. Wells (Zaman Makinesi) gibi bilimkurgu yazarları teknolojiden ve icatlardan bahsederken fantezi yazarları gerçeklikten mümkün olduğunca kaçmış ve yeni dünyalar yaratmışlardır. Bu yüzden fantastik edebiyat, kaçış edebiyatı olarak da anılmaktadır.

“Fantastik Edebiyat” terimi, bir yazın çeşidi olan edebi bir türü tanımlar. Bildiğimiz dünyada vampirler, periler ve şeytansı varlıklar yoktur ve her birimiz günlük hayata normal açıdan bakarız. Ancak fantastik eserlerde, önceden de söylediğim gibi, normlarımız yaşanan olayları açıklamaya yetmez. Başkarakter iki seçenek arasından birini seçmek zorunda kalır: ya durumun gerçek olduğunu ve dünyamızın metafizik güçler tarafından kontrol edildiğini kabul edecek ya da her şeyin bir göz yanılması olduğunu ve hayal gücünün kendisine oyunlar oynadığı kanaatine varacaktır. Şeytan ya gerçektir ya da bir yanılsama. İşte fantastik tam olarak bu karasızlık anında ortaya çıkar: Kararsızlık fantastik edebiyatta iş başındadır. Özetle, doğa kanunları gerçekleşen garip olayları açıklamaya yeterliyse metin tekinsiz kurgu kapsamına girer. Eğer yeni kanunlar ortaya koyar ve doğaüstü güçlerin varlığını kabul edersek elimizde sıra dışı kurgu kapsamında bir metin var demektir. Bu üç tür birbirine çok yakındır ve anahtar, ikilem anıdır. Diğer bir deyişle: Fantastik hayatımıza gizem girdiği anda ortaya çıkar (5).

 

 

fantastik-kitap-dunyasiBu ikileme bir örnek verelim. Jean Potocki’nin Saragossa’da Bulunan Elyazmaları adlı kitabında başkahraman olan Alphonse yolculuğu sırasında uzun zaman önce terk edilmiş bir han bulur, içine girer ve uyur. Gece yarısı yarı çıplak zenci bir kadın odasına gelir ve birlikte bodrum katına giderler. Orada güzel bir kadın daha vardır. Muhabbet muhabbeti açar ve kız kardeşlerle Alphonse’nun akraba olduğunu öğreniriz. Sabah olup da horozlar ötmeye başladığında kız kardeşler yok olur. Alphonse hayaletlerin sadece gece yarısıyla günün ilk horoz sesi arasında gücü olduğunu hatırlar. Kafası karışmıştır ve bunun bir rüya mı yoksa gerçek mi olduğuna karar veremez çünkü tesadüflerin doğal olmadığı hikâyenin akışından anlaşılmaktadır. Sonraki gece uyurken kız kardeşler yatak odasına gelir ve birlikte uyurlar. Sabah gözlerini açtığında bodrum katında olduğunu görür ve güzel kız kardeşler çirkin cesetlere dönüşmüştür.

Buna rağmen Alphonse doğaüstü yaratıkların varlığını reddeder ve bu inkâr, öykünün türünü değiştirme gücüne sahiptir. O sabah aynı tecrübeyi yaşamış olan bir rahiple tanışır. Bu andan itibaren başkahraman ikilemi yaşamaya başlar. Gerçek midir yoksa hayal ürünü mü? Yeni olaylar ve tesadüfler iki kız kardeşin kimliği hakkında şüphe duymasına neden olur ve hikâye akışı boyunca asla emin olamaz. Sanki görüşünü kısıtlayan bir sis tabakası zihnini kuşatmıştır. İşte bu, fantastiğin yoludur. Alphonse Bana tuzak kurmak için şeytanın cesetleri hareket ettirdiğine neredeyse inanacağım” der. Eğer inanmış olsaydı, bu eser fantastik edebiyat kategorisine giremeyecekti çünkü başkahramanın ve okurun kararsızlığı fantastik eserler için temel gereksinimdir (6). Okur önemlidir ve bu ikilem onlar tarafından da hissedilmelidir. Hikâyedeki karakterler gibi, okur da bu ikilemi yaşayabilmeli, kendisini başkahramanın yerine koyabilmeli ve olaylara karşı bir tavır takınabilmelidir.

 

 

 

kitap-bookAmerikalı fantezi yazarı H.P. Loevcraft (1890-1937)’a göre fantezi metinde değil, okurun tecrübelerinde olmalıdır:

En önemli unsur atmosferdir çünkü eseri eşsiz yapan okurun öznel etkileşimdir. Bu yüzden fantastik eserleri yarattıkları heyecanın yoğunluğu ile değerlendirmek zorundayız. Eğer okur korkmuş ve dehşete kapılmışsa ve doğaüstü yaratıkların ve normal dışı olayların olasılık dâhilinde olduğunu düşünebiliyorsa hikâye fantastiktir (7).

H.P. Lovecraft’a göre fantezinin temeli korkudur çünkü korku evrenseldir, çekicidir ve insan ırkı için gereklidir. Lakin genel konuşmak gerekirse korku her zaman gerekli değildir. Korku unsuru olmadan da güzel fantezi eserlerinin yazıldığını ve tüm korku metinlerinin de fantastik olmadığını vurgulamakta fayda var.

Bahsettiğim bu sisli atmosfer tüm hikâye boyunca, hatta hikaye bittikten sonra bile, devam ettirilebilir. Henry James (1898-1979) tarafından yazılan Tornavidanın Dönüşü adlı hikâye bu bulanık atmosfere örnek verilebilir (8). Hikâyede hayaletler hakkında bilgi verilmez. Okur, hayaletlerin köşkte var olup olmadığını ya da olayların varsanım olup olmadığını bilemez. Olayların sebebini metnin içinde bulamayız.

 

 

Makalenin aslı için..

Steampunk, Retro ve Celtic

Steampunk ismini çoğu zaman sinemadan, bazı zamanlarda oyun endüstrisinden, bazen de illüstrasyon veya çizgi roman çizim türünden bahsedilirken duymuşsunuzdur mutlaka.

Evet, İngilizce biliyor olabilirsiniz; steam kelimesinin buhar anlamına geldiğini de biliyor olabilirsiniz lakin tam olarak nedir bu steampunk denen meret.

Steampunk, genel olarak bilimkurgunun alt türü olarak gösterilir. Buharlı makinelerin, mekanik sanayinin hakim olduğu, bakır kaplamaların, vidaların ve çarkların bolca göründüğü bir dönem olarak gösterilir steampunk atmosferi. Hava, buharlı makinelerin dumanından dolayı puslu; sokaklar gaz lambaları ile aydınlatılmış loş bir ortama sahiptir. Steampunk kelimesi ise, ilk olarak 1980’li yılların sonlarında cyberpunk (siberpunk) kelimesinin yapısından türemiştir. Kelimeyi ilk olarak kullanan ve bulduğu düşünülen kişi ise bilimkurgu yazarı Kevin Wayne Jeter’dır.

Steampunk Pilot
Steampunk Pilotu

Bu alt tür, genel olarak edebiyatın sanayi devriminden etkilenmesi ile ortaya çıkmıştır. Teknolojik olarak; dev çarkların, döküm sanayi araçlarının, ağır sanayinin insanla buluştuğu ve toplumu temelden etkilediği bir dönemdir. Dönemin öncüleri arasında Jules Verne, H.G. Wells gibi bilimkurgu yazarlarını sayabiliriz. Tim Powers’ın yazdığı “Anubis Kapıları” da steampunk türünün modern ve iyi örneklerindendir.

Bu dönemi daha iyi anlamak için bazı dönemleri ele alabiliriz. Zaten genel olarak steampunk türündeki eserler de bu dönemleri ve kurguları baz alarak hazırlanır. Bunlardan en yaygın olarak kullanılanı, Viktoryen Dönem olarak adlandırılan 1800 sonları ile 1900 başları arasındaki puslu Londra atmosferidir. Bu dönem, İngiltere’de sanayi devriminin başladığı, sanayinin toplumu tamamen etkilediği bir dönemdir. Mesela Karındeşen Jack hikayesi ve Alan Moore’un yazdığı “From Hell” çizgi romanı, dönemi iyi işleyen bir kurgudur. Bunun dışında yine Alan Moore’un “League of Extraordinary Gentlemen” serisi de güzel bir Viktoryen steampunk örneği olarak gösterilebilir. Son zamanlarda sinemada izlediğimiz, başrollerini Robert Downey Jr. ve Jude Law’un paylaştığı “Sherlock Holmes” sinema serisi de steampunk anlamında görsel bir şölen olarak karşımıza çıkmıştır. “Dr. Jekyll ve Mr.  Hyde” romanı da iyi bir örnektir. Londra’nın bu gaz lambası ile aydınlatılan sisli sokaklarına, yazar ve illüstratör Kaja Foglio, Gaz Lambası Hikayeleri (Gaslight Romance) adını vermiştir. Bunun dışında “Steampunk: An Illustrated History of Fantastical Fiction, Fanciful Film and Other Victorian Visions” kitabı da steampunk kültürünü ve tarihini anlatan en detaylı kitaplardan birisidir.

Steampunk Cosplay Grubu
Steampunk Cosplay Grubu

Western steampunk dediğimiz türe bakarsak Londra’nın puslu sokaklarından farklı olarak kovboyların çöllerde at koşturduğu, Kaliforniya’nın altın hücumuna uğradığı, vahşi batı türünde bir yapı gelir akıllara. Bu tür, steampunk türünde çok yaygın olarak kullanılmamıştır çünkü İngiltere’deki gibi sanayinin ve yaşamın iç içe olduğu bir ortam çok oluşmamıştır vahşi batıda. Ancak bu türde, kovboyların mekanik atlara binmesi, özel tasarlanmış teknolojik silahlarla düellolar yapması gibi durumlar sıkça görülür. Yine bu türe örnek vermek gerekirse, DC Comics’in yayınladığı, 2010 yılında sinemaya da uyarlanan çizgi romanı “Jonah Hex” iyi bir örnek olabilir fakat bu türe net olarak gösterilebilecek en iyi örnek, başrolünü Will Smith’in oynadığı “Wild, Wild West” filmidir. Atmosferin en iyi verildiği steampunk filmi olarak da dikkat çeker. Bir de çizgi film severlerin hatırlayacağı, robot bir ata binen, Kızılderili soyundan gelen cesur şerifin vahşi batıdaki altın madenlerini korumasını konu alan “Cesur Yıldız” (Bravestarr) çizgi filmi de güzel bir örnektir.

Bunların dışında bir de fantastik evrenler ve post-apokaliptik kurgular vardır. Fantastik evrenler, genellikle Viktoryen dönemine uygun olarak tasarlanmış olarak karşımıza çıkar. Bu evrenler ile çoğunlukla animelerde ve bilgisayar oyunlarında karşılaşırız. Romanlar daha çok yaşanmış dönem steampunk türünü ele alırken, oyunlar ve animeler fantastik evrenleri tercih ederler. Bu türde en iyi bilinenler “Arcanum: Of Steamworks and Magick Obscura”, “Dungeons and Dragons: Eberron”, “City of Steam” oyunlarıdır. Bunlar aynı zamanda fantastik birer evren olarak da tasarlanmış diyarlardır. Animelerde ise “Steamboy” filmi örnek gösterilebilir. Post-apokaliptik kurgulardan bahsetmek gerekirse, bu kurgular uzak geleceği konu alır. Post-apokaliptik, kelime olarak “kıyamet sonrası” anlamına gelir. Bu kıyamet, her kurguda farklıdır. Kimisinde büyük bir teknolojik savaş iken başka birinde kıtlık veya doğal bir afet olabilir. Kıyamet sonucunda, insanoğlu elindeki elektronik ve gelişmiş teknolojik gücü kaybetmiştir ve mekanik teknolojiye dönmüştür. Buna en güzel örnek gösterilebilecek oyunlardan biri “Bioshock” serisidir. Anime olarak da Hayao Miyazaki’nin “Future Boy Conan”ı örnek gösterilebilir. Bu yapı içerisinde, buhar gücüyle uçan gemiler ve araçlara çok sık rastlanır. Zeplinler ve trenler ise en yaygın görülen ulaşım araçlarıdır.

Steampunk Batman
Steampunk Batman

Bu dönemin görsel tanımlanmasında en büyük rollerden bir tanesi bakır ve sarı renkli büyük çarklar, dişliler, ince borular ve tüm mekanik aksamı göz önünde olan makinelerdir. Ancak bir o kadar öne çıkan şeylerden biri de kıyafetlerdir. Kıyafetlerde göze çarpan detaylar şu şekildedir, dize kadar uzanan deri çizmeler, kahverengi tonlarda deri pantolon, bol keten gömlek, koyu renklerde (koyu yeşil, koyu kahverengi, siyah, koyu gri gibi) deri yelek ilk göze çarpanlardır. Bununla birlikte deri veya kumaştan yapılmış melon ya da fötr şapka da aksesuar olarak kostümü tamamlar. Kadınlarda da bu tür giyim sıkça görülür. Zengin kesimden kadınlar ise o döneme uygun, dantelli elbiseler giyerler. Kostümlerde en çok görülen aksesuarlar ise mekanik görünüme sahip dürbün tipi gözlükler, kolçaklı saatler, deri eldivenler ve bakır renkli takılardır.

Steampunk, son dönemlerde hem illüstrasyonlarda hem oyunlarda hem de cosplaylerde (kostümleri ile bir karakteri veya dönemi yansıtmak) sıkça karşımıza çıkmaktadır. Ben de elimden geldiğince sizi bu tür hakkında bilgilendirmeye çalıştım. Daha fazla ayrıntı ve bilgi için yukarıda adı geçen örnekleri incelemenizi öneririm. Benim çok beğendim bir atmosfer ve tarzdır, umarım siz de bu puslu ve mekanik atmosferi seversiniz. Fantastik kültürden ve çizgilerden ayrılmayın.

 

 

Makalenin aslı için..

Geçmiş Özlemi, Geleceğin Tasarımı

Geçmiş, bütün acıları unutturuyor insana. Geriye sadece güzel anı ve duyguları bırakıyor bizlere.

Sanırım geçmiş özlemi hep bu yüzden içimizde yaşıyor.

Geçmiş, aslında, bütün güzellikleriyle ve acı hatıralarıyla, bizleri daha güçlü kılan, daha bir harmanlanmış olarak, eskiye göre çok daha olgun bir insan olarak bu güne getiriyor. Geleceğe nasıl baktığımızı yada nasıl bakacağımıza, hatta nasıl bakabileceğimize geçmişte yaşadıklarımızla karar veriyoruz.

Geleceğin tasarımları, geçmişten tamamen kopartıp ortaya koymamız pek de mümkün değil. Ancak, yaşadıklarımızdan muaf tasarımları ortaya koyabilsek bile, geçmişten yine kopmuş sayılmayız. Zira her ne yaparsak yapalım, edindiğimiz “geçmiş tecrübeleri” değerlendiriyoruz.

Soğuk, HD ve ultra modern çağımıza özgü tasarımların hakim olduğu günümüzde, geçmişe olan özlemlerimiz daha bir merak uyandırıyor. Sanırım, ve her nekadar marjinal gibi görünsede, “Steampunk/Retro” akımlarının doğmasına ve bu denli büyümesine sebep olan da bu; modernizm, insan hayatını kolaylaştırmasının yanı sıra, insanı doğadan, topraktan, yeşilden ve doğal madenlerden uzaklaştırdığı ve bunları kirlettiği bir gerçek. İnsan, hayatında bunları arıyor işte.

No Favorites Has Been Added!